15 Ekim 2025 Çarşamba akşamı, Taksim Hill Hotel’de, TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş sektör temsilcileriyle bir araya geldiği.Toplantı sonrası TÜRSAB Başkan AdayıAylin Özsavaş ile yaptığımız özel kısa söyleşide özetle;
“Türkiye turizminin dönüm noktalarından birindeyiz. Sektörümüzün geleceğini şekillendirecek, onu daha ileriye, daha güçlü ve daha adil bir noktaya taşıyacak bir tercihle karşı karşıyayız.
Bu tercih, sadece bir Başkan seçimi değil; aynı zamanda bir vizyon, bir değişim ve bir yeniden doğuş seçimi olacak” diyen Aylin Özsavaş Neden TÜRSAB'a Bir Kadın Başkan?
Farklı Bakış Açısı, Dengeleyici Liderlik
Turizm, doğası gereği sıcak, şefkatli, kucaklayıcı ve ince detaylara önem veren bir sektördür. Bu özellikler, kadın liderlerin doğuştan getirdiği ve yönetim tarzlarına yansıttığı güçlü yönlerle birebir örtüşmektedir.
Bir kadın başkan, sektöre daha dengeli, daha kapsayıcı ve daha analitik bir bakış açısı getirecektir.
Sorunlara çözüm üretirken farklı perspektifleri bir araya getirebilen, empati kurabilen ve uzlaşmacı bir dil kurabilen bir liderlik, TÜRSAB'ı daha da güçlendirecektir.
Detaylara Hakimiyet ve Öngörü
Kadın liderler, genellikle karmaşık sorunları çözmede gösterdikleri detaycı ve öngörülü yaklaşımlarla öne çıkarlar.
Kriz anlarında soğukkanlılığını koruyan, riskleri daha iyi yöneten ve olası senaryoları önceden hesap eden bir vizyon, turizm gibi dinamik bir sektör için hayati önem taşımaktadır. Aylin Hanım'ın kariyer geçmişi ve duruşu, bu özelliklerin somut bir kanıtıdır.
Değişimin ve Çağdaşlığın Sembolü
TÜRSAB'ın tarihinde ilk kez bir kadın Başkanın seçilmesi, sadece sektör için değil, tüm Türkiye için güçlü bir mesaj olacaktır.
Bu, TÜRSAB'ın değişen dünyaya ayak uyduran, modern, yenilikçi ve eşitlikçi bir yapıya kavuştuğunun en net göstergesidir.
Türkiye turizminin uluslararası arenadaki imajını güçlendirecek, marka değerimizi artıracak tarihi bir adımdır.
Dünyadaki Başarı Hikayeleri
Dünyanın dört bir yanında, turizm dahil birçok sektör, kadın liderlerin getirdiği taze kan ve yenilikçi yönetim anlayışıyla büyük sıçramalar kaydetmiştir. Kadınların liderliğindeki kuruluşların daha yüksek performans, daha güçlü takım çalışması ve daha sürdürülebilir başarılar elde ettiği artık bir sır değil. TÜRSAB'ın da bu global başarı hikayelerinden ders çıkarma zamanı gelmiştir.
Peki, Aylin Özsavaş Başkan Olursa Ne Olur?
Yeni Bir Kulvar Açılır
TÜRSAB, sadece mevcut sorunları çözen değil, sektörü yeni hedeflere, yeni pazarlara ve yeni "kulvarlara" taşıyan dinamik bir yapıya kavuşur. Statik yönetim anlayışı yerine, sürekli gelişimi ve büyümeyi hedefleyen proaktif bir liderlik hâkim olur.
Güçlü Bir Söz Sahibi Olunur
Aylin Başkan, duruşu, bilgisi ve iletişim gücüyle TÜRSAB'ı hem ulusal hem de uluslararası platformlarda en etkili şekilde temsil eder. Sektörümüzün sorunlarına daha duyarlı, çözüm odaklı ve kararlı bir "söz sahibi" ortaya çıkar.
Adil Paylaşım Ve Duyarlı Yaklaşım Öncelik Olur
Sektördeki tüm paydaşların, büyük-küçük tüm acentelerin, çalışanların hakları ve menfaatleri daha adil bir şekilde gözetilir. Daha şeffaf, daha katılımcı bir yönetim anlayışıyla TÜRSAB, gerçek anlamda "sektörün çatı kuruluşu" kimliğine kavuşur.
Kadının Gücü Sektöre Yayılır
Aylin Başkan'ın liderliği, turizm sektöründeki tüm kadınlar için bir ilham kaynağı olur. Kadın istihdamı ve kadın girişimciliği teşvik edilir, sektördeki kadın profesyonellerin önü açılır ve turizm, cinsiyet eşitliğinin lideri haline gelir.
Birlikte Büyüme Kültürü Yerleşir
Kutuplaşmalar son bulur, diyalog ve iş birliği öne çıkar. TÜRSAB, tüm üyelerinin kendini değerli ve temsil edilmiş hissettiği, "biz" bilincinin hâkim olduğu güçlü bir aileye dönüşür.
Değişim İçin, Aylin Özsavaş
Son olarak mesajını sorduğumda;
“Kıymetli TÜRSAB üyeleri,
Artık değişim vakti. Sektörümüzün sesinin daha gür, daha güçlü ve daha nezih çıkması vakti. Gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha adil ve daha kazançlı bir turizm sektörü bırakma vakti.
Gelin, tarihi birlikte yazalım. Gelin, TÜRSAB'ın ilk kadın başkanını birlikte seçerek, Türk turizmine yeni, aydınlık ve gurur dolu bir sayfa aralayalım.” Dedi ve Gülümseyerek; “Liderliğin Yeniden Tanımı İçin, Aylin Özsavaş, TÜRSAB'ın Geleceği İçin, Aylin Özsavaş” sözleri oluyor.
Türkiye, Yeniden Milli Mücadele Veren Bir Ülke Konumunda
Aydınlar Ocakları'nın 53. Şura Toplantısı, 10-11-12 Ekim 2025 tarihlerinde Merter The Green Park Hotel'de gerçekleştirildi.
Toplantıda konuşan Aydınlar Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal, Türkiye'nin iç ve dış meselelerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, "Türkiye bugün, yeniden milli mücadele veren bir ülke konumundadır" mesajını verdi.
Şuraya İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu, Eski İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, Avrasya Bir Vakfı Başkanı Şaban Gülbahar, Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı Cezmi Bayram, Türk Dünyası Araştırmalar Başkanı Közkan Yazkan, Emekli EskiTümamiral Prof.Dr.Cihat Yaycı, KKTC Tanıtma Dairesi Eski Başkanı Sebahattin İsmail, Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray, KKTC İstanbul Konsolosluğu eski ekonomi ataşe Cahit kayıarslan, İTO Meclis Üyesi Süleyman Uluocak, Çepni Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç ve Başkan Yardımcısı Ergül Önder STK temsilcisileri ve Türkiye Aydınlar Ocağı Başkanları ve temsilcileri katıldılar
Şuraların Amacı, Dayanışma ve Çözüm Önerileri
Şuraların temel amacının, ocak üyeleri ve aileleri arasında yakın temas ve sosyal ilişkileri geliştirmek olduğunu belirten Erkal, bir diğer önemli hedefin ise Türkiye'nin sorunlarına yönelik sadece tespit değil, "çözüm önerileri" de sunmak olduğunu vurguladı.
Katılımcıların görüşlerinden istifade edilerek hazırlanan sonuç bildirgelerinin önemli bir başvuru kaynağı olduğunu ifade etti.
Türkiye'ye Egemenlik Hakkını Paket Yapıp Vermedik
Prof. Dr. Erkal, Türkiye'nin içinde bulunduğu dönemi "milli mücadele ruhunun yeniden gerektiği bir süreç" olarak nitelendirdi.
Ülkenin, egemenlik haklarına göz dikilmiş bir kuşatma ve ufaltılma politikasıyla karşı karşıya olduğunu iddia eden Erkal, şunları söyledi: "Biz Anadolu'da batının güdümünde 2-3 tane gecekondu devletçik kurulması için milli mücadeleyi yapmadık.
Egemenlik haklarını paket yapıp herkesin eline vermek için milli mücadeleyi yapmadık ve onu cumhuriyette taçlandırmadık. Maalesef Türkiye, kendi dost ve müttefikleri tarafından içine düşürüldüğü çok zor bir durumdadır."
Çok Kültürlülük Bir Tuzaktır
Türkiye'yi "çok kültürlülük" tuzağına çekmek isteyenlere karşı uyaran Erkal, bunun demokrasi veya çok seslilik olmadığını, aksine devleti ve milleti parçalama projesi olduğunu savundu.
Bu politikayı uygulayan bazı Batılı ülkelerin dahi artık kenara koyduğunu belirterek, "Türkiye'nin bu tuzağa düşmemesi gerektiğini" ifade etti.
Terörle Mücadelede Dikkatli Olunmalı
Terörle mücadelede atılacak adımlarda son derece dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Erkal, "Karşımızdakileri bizim kadar insani değerlere saygılı, hoşgörülü insanlar olarak fazla görmeyelim. Fazla şımartmayalım" dedi. Terörsüz bir Türkiye'yi tercih ettiklerini ancak akla gelmedik tezgâhlara karşı uyanık olunması gerektiğini sözlerine ekledi.
Milletin Adı Türk Milletidir
Anayasa'nın 66. maddesi başta olmak üzere, Türk milleti tanımına yönelik saldırılar olduğunu iddia eden Erkal, bu durumu etnik bir taarruz olarak nitelendirdi. "Türkiye'deki milletin ismi Türk milletidir.
Bunu koyan biz değiliz, yabancılar da koymuştur" diyen Erkal, "Türk" yerine "Türkiyeli" demenin sadece bir kelime değişikliği olmadığını, bir hafızanın silinmesi ve köklerin kazınması anlamına geldiğini savundu.
Muhalefet ve İktidar İttifakı Şart
İçinde bulunulan kritik süreçte siyasi ayrılıkların bir kenara bırakılması gerektiğinin altını çizen Erkal, "Bugün muhalefet ve iktidarın Türkiye'de ittifakına ihtiyaç vardır.
Bundan kimse kaçamaz. Siyaset yapmaya soyunuyorsanız, alnınızın akıyla bu görevi yerine getirin" çağrısında bulundu.
Ortadoğu'da katillerin ve soykırımcıların ittifak yapabildiğine dikkat çekerek, Türkiye'deki siyasilerin bunu neden başaramadığını sorguladı.
Batı'daki İkiyüzlülük ve Yurtdışındaki Vatandaşlar
Batılı müttefiklerin ikiyüzlü politikalarını eleştiren Erkal, Türkiye'nin kendisine lise ve üniversite açma izni verdiği ülkelerin, kendi ülkelerinde Türk çocukları için okul açmadıklarını belirtti.
Hollanda ve Almanya'daki uygulamalara değinerek, Türk çocuklarının kendi dillerini konuşmalarının bile engellenmeye çalışıldığını, bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Ülke Menfaati, Parti Menfaatinden Üstün Tutulmalı
Konuşmasını, siyasete ve topluma mesajlarla bitiren Prof. Dr. Mustafa Erkal, "Ülke menfaatleri, parti ve şahıs menfaatlerinin hep üstünde tutulmalı. Başka çaremiz yok. Sadakat değil, liyakat öne çıkarılmalı" diyerek, Türkiye'nin bu zorlu süreçten ancak birlik, beraberlik ve milli şuurla çıkacağını vurguladı.
Veda Töreni ve Anma
Prof. Dr. Erkal, şura vesilesiyle Aydınlar Ocakları'na hizmet etmiş ve hayatını kaybetmiş tüm hoca, üye ve dostlarını rahmet ve minnetle andı. 30 yılı aşkın süredir düzenledikleri anma etkinliklerinde vefat eden her bir ismin dualarla yâd edildiğini hatırlattı.
Yardımseverliğin, sanatın ve insanlığın kalbinde yankılanan bir geceydi… Müziğin iyilikle buluştuğu, yardımseverliğin en yüce haline sahne oldu.
Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği, 10 Ekim 2025 Cuma akşamı Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Müziğin Işığıyla Umut” adlı konserle, görme engelli çocukların hayatına dokunan bir mucizeye daha imza attı.
Bir ışık yakmak, bir kalbe dokunmaktır. O ışıkları yakmak için sanatın, dayanışmanın ve yüreklerin bir araya geldiği unutulmaz bir akşamdı.
“Müziğin Işığıyla Umut” temalı bağış konseri, sadece bir etkinlik değil, bir yaşam dersi, bir dayanışma manifestosuydu
Bu özel etkinliğin mimarı, toplum yararına yürüttüğü sayısız proje ile tanınan, turizmci iş insanı, SKAL İstanbul Kulübü üyesi, Fenerbahçe Rotary Kulübü Toplumsal Hizmetler Komite Başkanı Hülya Vurgun Şahbaz oldu. Şahbaz, yine her zamanki zarafeti, duyarlılığı ve özverisiyle gönüllere dokunmayı başardı.
Hülya Vurgun Şahbaz, İyiliğin Sessiz Kahramanı
Her yardımda, her toplumsal adımda onun adı geçiyor… Onun incelikli dokunuşu, özverili çalışmaları ve her daim yardıma koşan yüreği, bu gecenin temel taşı oldu. Kendisi, toplumsal hizmet denince akla gelen ilk isimlerden; gönüllülüğü ve yardımseverliğiyle hepimize ilham veren, iyiliğin gerçek bir temsilcisi. Hülya Vurgun Şahbaz, yalnızca organizasyonun değil, gecenin kalbinin de mimarıydı. İnsanlara dokunmanın, yardım etmenin bir yaşam biçimi olduğuna inanan Şahbaz, bu geceyle bir kez daha umutla parlayan yüzlerin sebebi oldu.
Toplum hizmetinde gösterdiği fedakârlık, bir annenin şefkatiyle birleştirdiği duyarlılık; onu bir “yardım meleği” olarak tanımlamakta yetersiz kalıyor.
Ömer Topçu, Sanatıyla Ruhlara Işık Yakan Ses
Gecede sahne alan Geceye renk katan, enerjisi ve samimi performansıyla herkesi büyüleyen Ömer Topçu, sahnede adeta bir güneş gibi doğdu Hülya Vurgun Şahbaz’ın “manevi evladı” olarak gördüğü Topçu, müziğin enerjisini, sevgiyi ve moral gücünü sahneye taşıdı. Sahnedeki coşkusu, hayat dolu enerjisi ve birbirinden güzel yorumladığı şarkılarıyla sadece kulaklara değil, kalplere de hitap etti.
Sesiyle, coşkusuyla, izleyicilere kattığı pozitif enerjiyle yalnızca eğlendirmedi; umut aşıladı. Her şarkısı, görmeyen çocukların geleceğine uzanan bir el gibiydi. Onun sesi, sadece notalarda değil; kalplerde yankılandı. Ömer Topçu, sanatını bir sevgi köprüsüne dönüştürerek, görme engelli çocuklarımızın geleceği için adeta bir umut şarkısı söyledi. Onun performansı, sanatın iyilik için nasıl kullanılabileceğinin en güzel örneğiydi.
İyiliğin Gücüyle Buluşanlar
Geceye; iş, sanat, turizm ve medya dünyasından çok sayıda değerli isim katıldı. SKAL İstanbul Kulübü Başkanı Selma Tatar, Uluslararası SKAL Dernekler Federasyonu (USDF) üyesi Ayşe Önen, iş insanı, modacı ve sinema oyuncusu Emel Yıldırım gibi birçok yardımsever, geceye destek verdi. Kimi bilet alıp gelemese de, katkılarıyla bu ışığın bir parçası oldular.
Dünya turizm profesyonellerinin oluşturduğu, dostluk ve barış köprüleri kuran en eski uluslararası sivil toplum kuruluşlarından biri olarak SKAL ve SKAL İstanbul Kulübü Başkanı Selma Tatar, Uluslararası SKAL Dernekler Federasyonu (USDF) üyesi Ayşe Önen, gibi başarılı isimleri konsere gelerek arkadaşları iyilik meleği SKAL İstanbul Kulübü üyesi Hülya Vurgun Şahbaz’ı yalnız bırakmadılar.
Parıltı Derneği Başkanı Prof. Dr. Hale Bacakoğlu’nun da vurguladığı gibi, “Bir ışık yak, bir geleceğe dokun” felsefesiyle hareket eden dernek, erken eğitimin ve kaynaştırmanın önemine dikkat çekti. Görme engelli çocukların, gören akranlarıyla aynı ortamda bulunmalarının, onların hayata tutunmalarında ne denli kritik olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Parıltı Derneği Başkanı Prof. Dr. Hale Bacakoğlu, konuşmasında “Her çocuğun kendi ışığıyla parlayabileceğine inanıyoruz” diyerek salondaki herkesi derinden etkiledi. Bu konserle yalnızca bir akşam değil, yüzlerce çocuğun geleceği aydınlatıldı.
Konserin tüm geliri, Parıltı Derneği’nin görme engelli çocuklara yönelik eğitim, sanat ve sosyal gelişim projelerine aktarıldı. Bu destek, çocukların erken yaşta eğitimle buluşmasını, topluma eşit katılımını ve bağımsız bir yaşam kurmalarını hedefliyor.
2003 yılında kurulan Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği, Türkiye’de görme engelli çocuklara yönelik ilk ve tek sivil toplum kuruluşu. Bugüne kadar 3000’den fazla çocuğun hayatına dokunan dernek, bebeklikten eğitim hayatının sonuna kadar her çocuğun yanında yer alıyor.
Bu özel gece, derneğin misyonunu bir kez daha hatırlattı:
“Bir ışık yak, bir geleceğe dokun.”
Yardım Etmek, İnsanlığın En Parlak Yüzüdür
Bir çocuğun geleceğine dokunmak, bir insanın kaderine yön vermek gibidir. Bu konser, yalnızca notaların birleştiği bir sanat akşamı değil; vicdanın, duyarlılığın ve sevginin senfonisiydi.
Hülya Vurgun Şahbaz gibi insanlar, iyiliği görünür kılarak karanlığa ışık taşıyorlar. Ömer Topçu gibi sanatçılar, müziği bir araç değil; bir umut dili haline getiriyorlar. Ve Parıltı Derneği, her bir çocuğun kendi ışığıyla parlayabileceğini bir kez daha kanıtlıyor.
Bir Işık Yak, Bir Kalbe Dokun
Bu dünya, yardımsever insanların kalbinde dönüyor. Karanlıkları aydınlatan, yalnızlığa el uzatan, umudu çoğaltan herkes; insanlığın en güzel yüzünü temsil ediyor.
İşte böyle anlamlı bir gece daha gösterdi ki; yardım etmek, sadece maddi bir destek değil, bir insanın hayatına dokunabilmektir. Görme engelli bir çocuğun eğitimine, bir ailenin yüzünün gülmesine vesile olmaktır. Bu gece, Hülya Vurgun Şahbaz’ın öncülüğünde, Ömer Topçu’nun sanatıyla ve tüm katılımcıların yürekleriyle, iyiliğin ışığını bir kez daha yaktı.
Unutmayalım; Bir çocuğun geleceğine ışık olmak, sadece onun değil; hepimizin yolunu aydınlatır. Ve bazen, en büyük devrim bir iyilikle başlar
Unutmayalım; bir ışık, karanlığı aydınlatmaya yeter. Ve bu gece, o ışığın yandığı, yarınlara umut olduğu bir geceydi.
Ekonomiden Kudüs’e, Cumhuriyet Vurgusundan Yeni Oda Binasına Güçlü Mesajlar
İstanbul Ticaret Odası (İTO), Ekim ayı meclis toplantısını 9 Ekim 2025 Perşembe günü gerçekleştirdi.
Toplantıda İTO Başkanı Şekib Avdagiç ve Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken, ekonomi, dış ilişkiler, milli değerler ve uluslararası meseleler üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.
Avdagiç, “Enflasyonla Mücadelede Sanayi ve Üretim Anahtar Rolde”
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye’nin üretim gücünü artırması gerektiğini vurguladı.
Avdagiç, ABD’nin para politikaları ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların küresel ekonomiyi belirsizleştirdiğini belirterek, “Enflasyonla mücadele, ekonomi politikalarının temel önceliği olmalıdır. Eylül ayında yüksek çıkan enflasyon oranı, dikkatli adımlar atmamız gerektiğini gösteriyor.” dedi.
Sanayi üretiminin desteklenmesinin önemine dikkat çeken Avdagiç, “Türkiye’nin potansiyeli yüksek ama üretim performansı beklentilerin altında. Bu tabloyu değiştirmeliyiz.” diye konuştu.
“Tarım, Türkiye İçin Değişmez Bir Önceliktir”
Avdagiç, tarım sektörünün stratejik önemde olduğunu vurguladı. Su kaynaklarının etkin kullanımı ve üretimde verimlilik artışı için daha aktif politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
İhracatta 67 Milyar Dolarlık Hizmet Geliri
Konuşmasında dış ticaret ve ihracat performansına da değinen Avdagiç, yılın ilk dokuz ayında hizmet ihracatında %10’luk artışla 67 milyar dolara ulaşıldığını açıkladı.
“Yıllık dış ticaret açığımız 30 milyar dolar civarında. Bu tabloyu iyileştirmek için ihracatçılarımıza desteği sürdürmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“ABD, Türkiye’yi Doğal Müttefik Olarak Görmeli”
Dış ilişkilerde Türkiye-ABD ilişkilerine de değinen Avdagiç, bu ilişkilerin karşılıklı çıkar ve saygı temelinde gelişmesi gerektiğini söyledi. “Cumhurbaşkanımızın bu konudaki gayretleri kıymetlidir. ABD’nin Türkiye’yi doğal bir müttefik olarak görmesi stratejik açıdan önem taşımaktadır.” dedi.
Yeni Oda Binasında Sona Yaklaşılıyor
%98 Tamamlandı
Toplantının dikkat çeken bölümlerinden biri, İTO’nun yeni hizmet binası oldu. Avdagiç, tarihi ve zorlu bir bölgede yürütülen inşaat sürecinde %98 seviyesine ulaşıldığını açıkladı.
2.250 metrekare alan üzerine kurulan ve 11.100 metrekare kapalı alana sahip binada;
2.096 kişilik modern bir toplantı salonu, Şeffaf, İstanbul manzaralı mimari tasarım, Geniş bahçe düzenlemesi, otopark ve yaya yolları bulunuyor. “Yeni binamız, İstanbul’a yakışır bir ticaret merkezi olacak.” dedi.
Cumhuriyet ve Spor Vurgusu
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın coşkuyla kutlandığını belirten Avdagiç, “Cumhuriyetin değerlerini yaşatmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” dedi. Ayrıca Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un özverili çalışmalarını takdirle andı.
Avdagiç, fuar ve etkinliklerdeki başarıları da hatırlatarak geçmiş dönem meclis başkanları ve üyelerine teşekkür etti.
Dr. Erhan Erken’den Kudüs, Cumhuriyet ve Tarih Vurgusu
İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken, konuşmasında hem Kudüs’teki insani krize hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna dair güçlü mesajlar verdi.
“İsrail’in Zulmü İnsanlık Vicdanını Yaralıyor”
Erken, Filistin-İsrail çatışmasına ilişkin değerlendirmesinde, “İsrail büyük bir zulüm uyguluyor. Dünyanın gözü önünde insanlar toplu şekilde mağdur ediliyor.” ifadelerini kullandı.
ABD’nin sorunun çözümündeki en büyük engel olduğunu belirten Erken, Türkiye’nin diplomatik olarak aktif rol oynadığını vurguladı.
Türk halkının konuya duyarlılığını hatırlatarak, “Ateşkesin sürmesi en büyük dileğimizdir.” dedi.
“Kudüs, Tüm İnançların Özgürce Yaşayabildiği Bir Şehir Olmalı”
Kudüs’ün tarihsel önemine değinen Erken, Selahaddin Eyyubi’nin 1187’de Kudüs’ü Haçlılardan kurtarışını hatırlattı. “Kudüs tarih boyunca mücadelelerin odağı olmuştur. Bizim arzumuz, Kudüs’ün tüm inançların kendini özgürce ifade edebildiği bir yer olmasıdır.” dedi.
Cumhuriyet’e ve Atatürk’e Minnet
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yaptığı konuşmada Erken, “Cumhuriyetimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, büyük bir mücadele ve fedakârlıkla kazanılmıştır.” dedi. 6 Ekim İstanbul’un kurtuluşunu da anımsatarak, “Cumhuriyetimizin 102. yılında, daha ileri bir Türkiye inşa etme inancımız tamdır.” diye konuştu.
“İTO, Türkiye’nin Gücünü Yansıtan Bir Kurumdur”
Toplantı sonunda iki başkan da ortak mesaj verdi: “İstanbul Ticaret Odası, sadece bir kurum değil; Türkiye ekonomisinin, ticaretinin ve değerlerinin güçlü bir yansımasıdır.”
IV. Sigorta Sektörü İş Birliği Fuarı ve Kongresi'nde sektör devleri, 100 milyar dolarlık potansiyeli ve 150 milyar dolarlık hedefi masaya yatırdı.
SEDDK Başkanı Menteş, "Her 4 araçtan 3'ü sigortasız, bir araç daha sigortalansa prim %15 artar."
Bir ülkenin ekonomik olarak ayakta kalabilmesi ve sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmesi için sigorta sektörü, olmazsa olmaz bir güvenlik ağıdır.
Özellikle deprem kuşağındaki coğrafyamızda, sigorta bir lüks değil, vatandaşın can ve mal güvenliği, ekonominin ise sigortasıdır. İşte bu nedenle, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren IV. Sigorta Sektörü İş Birliği Fuarı ve Kongresi, Türkiye'nin finansal geleceği açısından son derece kritik bir öneme sahiptir.
Bu fuar, sadece mevcut durumun değerlendirildiği bir platform değil, aynı zamanda iddialı hedeflerin ortaya konduğu, sektörün yol haritasının çizildiği bir zirvedir.
Sigortacılık sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan IV. Sigorta Sektörü İş Birliği Fuarı ve Kongresi, 1-3 Ekim 2025 tarihleri arasında WOW Hotel İstanbul Fuar Merkezi'nde başarıyla tamamlandı.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) himayelerinde ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) destekleriyle düzenlenen fuar, sektörün 5 yıllık iddialı hedeflerine ışık tuttu.
Fuarın açılışına SEDDK Başkanı Davut Menteş, TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı Levent Korkut, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç ve TOBB Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar katılarak sektörün mevcut durumu ve büyüme potansiyelini değerlendirdi.
Fuarda ayrıca, gazeteci ve televizyoncu Aynur Ayaz "Master of Ceremony" (Açılış Sunucusu) olarak görev aldı.
"Potansiyelimiz 100 Milyar Dolar, Hedefimiz 150 Milyar Dolar"
Fuarın en dikkat çeken konusu, Türk sigorta sektörünün devasa büyüme potansiyeli oldu. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'deki mevcut prim üretiminin 30 milyar dolar seviyesinde olduğunu, ancak benzer G20 ülkelerinde bu rakamın en az 100 milyar dolar olduğunu vurguladı.
Avdagiç, "Sigorta şirketleri, kuruluşlar ve hizmet alanlar olarak pastayı nasıl büyüteceğimizi konuşmalıyız" dedi.
SEDDK Başkanı Davut Menteş ise daha iddialı bir hedef ortaya koyarak, "Türkiye'nin 5 yıl içerisinde 30 milyar dolarlık prim üretimini 150 milyar dolara çıkaracak potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Büyümenin Önündeki Fırsatlar ve Engeller
Konuşmacılar, bu büyük hedefe ulaşmanın yolunun sektör penetrasyonunu artırmaktan geçtiğinin altını çizdi:
GSYH'deki Pay: Sigorta sektörünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'daki payı %2,6 seviyesinde. Gelişmiş ülkelerde bu oran %7'nin üzerinde. Hedef, bu oranı %6,5-7 bandına çıkarmak.
Sigortasız Araç Oranı
Menteş, çarpıcı bir veri paylaştı: "Türkiye'de her dört otomobilden üçü sigortasız. Sadece bir otomobil daha sigortalanırsa üretim yüzde 15 artar."
Güven ve Finansal Dayanıklılık
Sektörde güveni sağlamak en öncelikli maddelerden biri. Menteş, son iki yılda sektörün "tüm zamanların en güvenli sermaye yeterliliği seviyelerine" ulaştığını açıkladı.
Dağıtım Kanallarının Rolü
Acente ve brokerların sigorta bilincini yaygınlaştırmada, eksperlerin ise hasar süreçlerinde adil ve bağımsız davranarak müşteri memnuniyetini artırmada kilit rol oynayacağı vurgulandı.
Yeni Düzenlemeler ve Projeler Yolda
SEDDK Başkanı Menteş, fuar kapsamında önemli açıklamalarda da bulundu:
Genişletilmiş Doğal Afet Sigortası
Tüm afetleri kapsayacak yasa taslağının yakında yürürlüğe gireceğini duyurdu.
Devlet Destekli Alacak Sigortası
2018'de uygulamaya giren sistemin 2026'da yenilenerek daha güçlü bir şekilde hayata geçirileceğini belirtti.
50'den fazla sigorta şirketinin stant açtığı fuara, sektör temsilcilerinin yanı sıra tüketiciler ve öğrenciler de yoğun ilgi gösterdi. Organizasyonla, sektöre eğitim veren okullardan 10 bine yakın gence ulaşılması hedeflendi.
IV. Sigorta Fuarı, Türkiye için sadece bir sektör etkinliği olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Buradan yükselen "150 milyar dolar" hedefi, iddialı olduğu kadar, ülke olarak taşıdığımız riskleri ne denli iyi yönetebileceğimizin de bir göstergesi.
Deprem gerçeği, tarım arazilerimiz, sanayimiz ve bireysel varlıklarımız düşünüldüğünde, sigortanın bir "masraf" değil, "en akılcı yatırım" olduğu bilincinin toplumun tüm katmanlarına yayılması elzem. Sektörün denetleyicisi SEDDK'ın güven tazeleyici adımları ve dağıtım kanallarının daha etkin çalışacağı bir ortamda, bu büyük hedef hayal değil, ulaşılabilir bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Unutulmamalıdır ki; sigortalı bir Türkiye, daha güvenli ve daha güçlü bir Türkiye demektir.
Yalnızca bir resepsiyon değil, Türk dünyasının kadınlarının cesareti, azmi ve gönül gücüyle yazılmış unutulmaz bir başarı öyküsüdür.
Bu gece; kadınların birliği, toplumların geleceği ve insanlığın onuru adına tarihe değil, destanlara geçecek nitelikteydi.
Azade (Ozoda) İslamova ve Jamila Shermuhamedova'dan Türk Kadınının Çelikten İradesi ve Yüreklerdeki Tomris Ruhu, Geceye damga vurdu.
Başkanlığını, 2025 yılı Altın İnsan Ödülü’ne layık görülen, kadın haklarının yılmaz savunucusu, Türk dünyasında “Tomris Hatun” unvanıyla anılan Azade (Ozoda) İslamova’nın yaptığı Özbek Kadın Hakları Derneği (ÖKHD), 4. yılını İstanbul’un en görkemli mekânlarından Beylerbeyi Uçar Garden Bosphorus’ta unutulmaz bir resepsiyonla kutladı.
Geceye katılanlar; bir yandan Boğaz’ın muhteşem manzarasına, diğer yandan da sanatın ve kültürün en seçkin örneklerine tanıklık etti.
Bu büyüleyici gece; yalnızca bir kutlama değil, kadın dayanışmasının, kültürel zenginliğin ve vatan sevgisinin görkemli bir şöleni olarak kayıtlara geçti.
Coşkulu konuşmalarıa sahne olan gecede, Türk dünyasının renkleri Boğaz'ın incisi Beylerbeyi'nde birleşti. Vatan Onuru nişanları sahiplerini buldu, geceye damga vuran mesaj ise netti: "Biz birlikteyiz, birlikte güçlüyüz!"
Müzik, Sanat ve Gönüllere Dokunan Sözler
Konuklar, Duo Grup İkili’nin zarif müzik dinletisiyle karşılandı. Sunuculuğu Av. Dilnoza Tashkhodjaeva ve şair-yazar-ses sanatçısı Kasım Alper Özdemir üstlenidi.
Azade (Ozoda) İslamova, Kadınların Umut Işığı
Açılış konuşmasını yapan Başkan Azade İslamova, duygu dolu ve güçlü mesajların içerdiği konuşmaya imza attı. Mana yüklü konuşması mekanda yankı uyandırdı;
"Bir Kadının Yaşadığı Hayat Sınavından Doğan Bir Hareket"
İslamova, “Bugün gördük ki Türk kadını asla yalnız değildir. Dayanışmanın, inancın, vatanseverliğin ne demek olduğunu hep birlikte bir kez daha gördük. Dayanışma, inanç ve fedakârlıkla yürüdüğümüz bu yol; binlerce kadına umut ışığı oldu. Dokuz binden fazla kadına ulaştık ve her birine hayatlarında yeniden başlama cesareti verdik.
ÖKHD'nin kuruluş felsefesini, "Bir kadının yaşadığı hayat sınavından alınarak doğmuş, inanç ve vicdan temelinde bir sivil toplum hareketidir" sözleriyle özetleyen İslamova, Biz yalnızca bir dernek değil; kalpten inanan insanların, gönül birliğiyle kurduğu bir umut hareketiyiz
“Birlikte umut oluruz, birlikte değişim yaratırız, birlikte iyileşiriz.”
Bu sözler, dakikalarca süren coşkulu alkışlarla karşılandı.
Özbekistan Milletvekili Jamila Shermuhamedova ise yaptığı samimi ve coşkulu konuşmada, Türk dünyasının birliğine vurgu yaptı.
Jamila Shermuhamedova, Türk Dünyasının “Millet Annesi”
Gecenin bir diğer zirve noktası, Özbekistan milletvekili, akademisyen ve toplum önderi Prof. Dr. Jamila Shermuhamedova’nın konuşmasıydı. Türk dünyasının kültürel birliğini, kadınların dayanışmasını ve Atatürk ile Erdoğan’a duyduğu sevgiyi içten ifadelerle dile getiren Shermuamedova, mekanda duygusal anlar yaşattı.
Uzun yıllardır kadın ve çocuklara yönelik çalışmalarıyla tanınan Shermuhamedova; “Cumhuriyet Bilge Kadınlar Hareketi” üyesi olarak ve Özbek Kadın Hakları Derneği’nin onurlu üyesi sıfatıyla “Millet Annesi” unvanına layık görülmüş, bu özel gecede ise “Vatan İftiharı” ödülüyle taçlandırıldı.
Defileler, Ritüeller ve Vatan Onuru Nişanları
Gece, yalnızca konuşmalarla değil, Türk dünyasının kültürel zenginliklerini yansıtan defileler, halk oyunları ve geleneksel ritüeller ile görsel bir şölene dönüştü.
Türk Dünyasının millî kıyafetlerinin zarif defilesi ve “Özbek Gelin Selam Merasimi” katılımcılara adeta zamanda bir yolculuk yaşattı.
Ayrıca, toplum için özveriyle çalışan isimlere “Vatan Onuru Nişanları” takdim edildi. Bu ödüller, yalnızca bireylere değil, birliğe ve fedakârlığa verilen değerin nişanesi oldu.
Onurlandırılan İsimler, Fedakârlığın Simgeleri
Yılmaz Parlar-Gazeteci Kitle iletişim alanında yürüttüğü etkin çalışmaları, “Vatan İftiharı” ödülü.
Monik İpekel – İnsanlık ve şefkatin timsali olarak “Vatan İftiharı” ödülü.
Barno Yuldashbekova – Dört yıl boyunca gönüllü hizmetleriyle kadınlara ve kız çocuklarına umut olduğu için onurlandırıldı.
Derneğin Yükselen Misyonu
Özbek Kadın Hakları Derneği, yalnızca bir sivil toplum kuruluşu değil; gönüllülük, vicdan ve inanç temelleri üzerinde yükselen bir umut hareketidir.
Az sayıda gönüllüyle başlayan yolculuk, bugün binlerce kadının ve çocuğun hayatına dokunan büyük bir aileye dönüşmüştür.
Dernek, yalnızca Özbekistan ve Türkiye’de değil, Türk dünyasının dört bir yanında gönül köprüleri kurmayı, kadının sesi olmayı ve gelecek nesillere umut bırakmayı hedeflemektedir.
Türk dünyasının kadınları, Tomris Hatun'un mirasını omuzlarında taşıyarak, sadece kendi hakları için değil, tüm bir coğrafyanın geleceği için mücadele ediyor. ÖKHD, bu uğurda atılmış en anlamlı adımlardan biridir.
Sadece bir yıl dönümü kutlaması değil, Türk kadınının asil ruhunun, diriliğinin ve yükselişinin bir manifestosuydu. İzleyen herkes, tarihe tanıklık etmenin derin heyecanını yaşadı.
Dans eğlence muhteşem gece. 4. yıl pastası kesildi.
Kadınların umudu, Türk dünyasının kardeşliği ve insanlığın onuru için yazılmış altın harflerle bir başarı hikâyesidir.
Azade İslamova ve Jamila Shermuhamedova gibi öncü kadınlar, bizlere yalnızca örnek değil, yol gösterici bir ışık oldular.
İşte bu ışık, geleceğin daha adil, daha güçlü ve daha umutlu bir dünyasına giden yolun meşalesidir.
Türkiye’nin İhracat Vizyonuna İzmir’den Güçlü Bir Katkı
Tarım ve Gıdanın Kalbi İzmir’de Attı
Türkiye’nin ihracat vizyonuna yön veren Türkiye’nin tarımsal gücünü dünyaya taşıyan ve her yıl sektörüne 200–250 milyon dolar katkı sağlayan Interfresh Eurasia 2025, İzmir’de görkemli bir açılışla, bu yıl altıncı kez kapılarını açtı.
İzmir’in ev sahipliğinde düzenlenen fuar, yalnızca bir ticaret buluşması değil, aynı zamanda tarım ve gıda sektörünün geleceğini şekillendiren uluslararası bir platform olarak öne çıktı.
Katılımcıların yoğun ilgisi, yabancı alım heyetlerinin yüksek sayısı ve fuarın profesyonel organizasyonuyla Interfresh Eurasia, yine beklentileri fazlasıyla karşıladı. Bu tablo, Türkiye’nin ihracat vizyonu açısından fuarın ne kadar kritik bir rol üstlendiğini bir kez daha ortaya koydu.
Kusursuz organizasyon, konaklama ve ulaşım hizmetlerindeki yüksek standart, fuarı adeta bir dünya markası haline getirdi. Katılımcılar yalnızca yeni iş birlikleri kurmakla kalmadı; gala gecesinde hem yorgunluklarını attı hem de unutulmaz bir sosyal buluşmaya imza attı.
Eski Ege Tv spikerlerinden Ayşegül Koç’un Sunuculuğu üstlendiği 18-20 Eylül 2025 tarihleri arasında İzmir Fuar Merkezinde gerçekleşen Interfresh Eurasia 2025 fuarda ki; Açılış konuşmaları birbirinden değerli olarak birikimli mesajlar verdi
Bay FuarMurat Özer
Fuara imzasını atan isim, hiç kuşkusuz AntExpo A.Ş. Genel Müdürü Murat Özer oldu. Katılımcılar arasında “Bay Fuar” olarak anılan Özer, titiz organizasyonuyla yine farkını ortaya koydu.
Murat Özer’den Stratejik Mesajlar
Organizasyonu gerçekleştiren AntExpo A.Ş. Genel Müdürü Murat Özer, yaşanan küresel zorluklara rağmen fuara yoğun katılım sağlandığını belirtti:
“Sektörün zirai don olaylarıyla sarsıldığı, ihracatçıların maliyet baskısı altında olduğu bir dönemdeyiz. Buna rağmen 70’in üzerinde ülkeden, aralarında zincir market temsilcilerinin de bulunduğu 1050 kişilik alım heyetini ağırlıyoruz. Katılım sayımız %10, yabancı alım heyeti sayımız %20 arttı. Amacımız, Türkiye ihracatına daha güçlü katkılar sunmak” dedi.
Özer, fuarın 2026’da da aynı tarihlerde İzmir’de devam edeceğini açıkladı.
Uluslararası Katılımın Güçlü Vurgusu
İzmir’in her zaman bir deniz şehri olarak KKTC’ye benzer özellikleri vardır
İnterfresh Eurasia Fuarı’nın Partner Ülkesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Interfresh Eurasia Fuarı’nın açılışına gönderdiği video mesajı gönderdi;
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin narenciye ürünleri ve diğer tarım ürünlerinin pazarlanmasını önemsiyorum. Anavatan Türkiye’de çeşitli sektörlerin büyümesinde ve tanıtımında, dünyayla bağlantılarının güçlenmesinde böylesi önemli organizasyonlar, KKTC’nin de bir bakıma tanıtılması ve uluslararası bağlantılar kurması bakımından fevkalade önemli olduğunu sizlerle paylaşırken Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine her zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine sahip çıktıkları, KKTC’nin içinde bulunduğu koşullarda bizlerinde dünya pazarlarına açılabilmesi için yaptığınız katkıları önemsediğimi bir kez daha belirtip hepinize yürekten teşekkür etmek istiyorum.
İzmir’in her zaman bir deniz şehri olarak KKTC’ye benzer özellikleri vardır. Dolayısıyla İzmirle bağlantılarımızı artırmak istiyoruz. Gerek Ercan Havalimanı gerekse diğer yollarla İzmirle bağlarımızın artması ticaret, kültür, sanat her türlü faaliyetlerle aramızdaki münabetlerin artması önemli. Ama böylesi önemli bir fuarda KKTC’nin kurum ve kuruluşlarının yer alması fevkalade önemli ve kıymetlidir. KKTC Ekonomi Bakanımız Olgun Amcaoğlu, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Kıbrıs Türk Sanayi Odası gibi kuruluşlarımızın, bizleri orada farklı sektörlerde temsil eden iş insanlarının çabalarını kutluyorum.”
Rakamlarla Büyük Başarı
Fuara bu yıl 70’in üzerinde ülkeden 1050 kişilik alım heyeti katıldı. Açılışta konuşan İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Türkiye’nin küresel ticaretten aldığı payın %1,07’ye yükseldiğini, tarım ürünleri ihracatında ise dünya genelinde %1,5’lik paya ulaştığını açıkladı.
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Türkiye’nin yıllık 61 milyon ton yaş meyve sebze üretimi gerçekleştirdiğini ve ihracatının 6 milyar doları aştığını vurguladı. “Yaşanan doğal afetlere ve maliyet artışlarına rağmen Ege Bölgesi olarak ihracat rakamlarımızı koruyoruz” dedi.
Ege’nin Katkısı ve İhracatın Gücü
Uçak konuşmasında şunları ekledi: “Çiftçilerimiz alın teriyle üretiyor, ihracatçımız büyük emeklerle dünya pazarına taşıyor. Böylece ülkemize yılda 6 milyar dolardan fazla döviz kazandırılıyor. Sadece Ege Bölgesi, ürünleri ve modern tesisleriyle 1,3 milyar dolar katkı sağlıyor. Hep birlikte Türk tarımını kalkındırmak için çalışıyoruz.”
Ege Bölgesi’nin 2024 ihracatının 43 milyar doları aştığını vurgulayan Uçak, İzmir’in mermer ve gelinlik fuarları gibi marka olmuş fuarlarına tarım alanında yeni bir yıldız eklediklerini söyledi.
Türkiye’nin Dayanıklı Ekonomisi
Kılıçkaya konuşmasında, küresel krizlere rağmen Türkiye’nin dimdik ayakta olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:
Türkiye ekonomisi 20 çeyrektir kesintisiz büyüyor. 2025’in ikinci çeyreğinde büyüme %4,8’e ulaştı. 2024 ihracatı 261,8 milyar dolara yükseldi. 2025’in ilk 8 ayında ihracat, %4,3 artışla 178 milyar dolar oldu.Tarım ve gıda ürünleri ihracatı 2002’de 3,7 milyar dolarken 2024’te 32,6 milyar dolara çıktı.
“Türkiye güvenilir ve sürdürülebilir bir gıda tedarikçisi olarak dünyada öne çıkıyor. Bu sağlam temel, 21. yüzyılın başarı hikâyesini yazmamızı sağlıyor” dedi.
Siyasetten Destek Mesajları
AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, Ege’den çıkan ürünlerin dünya sofralarına yolculuğunu anlattı. Kiraz ihracatının 55 milyon dolara ulaştığını, turşu ihracatının ise 320 milyon dolarla zirvede olduğunu belirtti. Ayrıca tarıma dayalı organize sanayi bölgelerinin Türk tarımını geleceğe taşıyacağını vurguladı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise fuarı, Ege’nin yükselen yıldızı olarak tanımladı: “İzmir, uluslararası ticarette büyük rakamlarla öne çıkan bir şehir. Interfresh Eurasia, gıda ve tarım sektörünün ayakta kalmasına katkı sağlayan çok değerli bir fuar. Bu yıl 70’in üzerinde ülkenin alım heyetiyle geldiğini görmek bizleri gururlandırdı.”
KKTC Ekonomi Bakanı Olgun Amcaoğlu
Partner ülke KKTC’nin Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, “Yüreğimiz Türkiye için çarpıyor” diyerek fuarın iki ülke arasındaki bağları güçlendirdiğini söyledi
Irak Bakanı Maruf’tan Tarihi Mesajlar
Fuarın açılışında en dikkat çeken konuşmayı ise Irak Kürdistan Bölgesi Bakanı Aydın Maruf yaptı. Maruf’un sözleri salonda uzun süre alkış aldı:
“Her şeyden önce, bu anlamlı fuarın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Türkiye Cumhuriyeti bizim için hiçbir zaman sadece bir komşu olmamıştır; adeta vatanımızın bir parçası gibidir. Ticaret, kültür, eğitim ve insani bağlarımız her geçen gün güçleniyor. Türkiye güçlü olduğunda, yalnızca kendi halkı değil; Irak, Ortadoğu ve tüm bölge güçleniyor. Bu fuar, ilişkilerimizin ne denli sağlam olduğunun en büyük göstergesidir. Bugün burada üreticiden ihracatçıya kadar herkes, kardeşlik bağlarımızı daha da pekiştiriyor. Eminim ki Interfresh Eurasia, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda barış ve refah adına da önemli bir kapı açacaktır.”
Maruf’un bu samimi ve stratejik mesajları, fuarın yalnızca ticari değil, diplomatik boyutunu da öne çıkardı.
Fuar Değil, Bir Ekosistem
Interfresh Eurasia 2025, bir fuardan çok daha fazlası olduğunu kanıtladı. Tarım üreticilerinden ihracatçılara, kadın kooperatiflerinden uluslararası alım heyetlerine kadar geniş bir kesimi buluşturan etkinlik, Türkiye’nin tarım ve gıda sektöründe küresel ölçekteki iddiasını güçlendirdi.
Bu yılki başarı, İzmir’in “fuarlar kenti” unvanını daha da pekiştirirken; Interfresh Eurasia’nın gelecekte yalnızca ticaret değil, diplomasi ve kültürel iş birliklerinde de rol üstleneceğinin göstergesi oldu.
Gala ile Sosyal Buluşma
Fuarın iş dünyasına katkıları kadar sosyal yönü de büyük ilgi gördü. Düzenlenen gala gecesinde katılımcılar günün yorgunluğunu attı hem de yeni iş bağlantılarını sosyal atmosferde pekiştirdi.
İzmir’den Dünyaya
Interfresh Eurasia 2025, yalnızca bir fuar değil; Türkiye’nin tarım ve gıda ihracatında vizyonunu ortaya koyan uluslararası bir platform oldu. İzmir’in fuarlar kenti kimliği, bu organizasyonla bir kez daha tescillendi.
İzmir Konak Çankaya'da bulunan, 80 odalı 160 yatak kapasiteli yüzme havuzu spa center fitness centeri olan Konakladığımız 4 yıldızlı İzmir Ontur Otelde, misafirperver, güleryüzlü On büro müdürü Yetkin Başkurt, rezervasyon sorumlusu Tuğba Atıcı ve shift leader Fatma Kahraman tarafından kusursuz turizm hizmetleriyle karşılandık. İzmir’in yalnızca fuar değil, aynı zamanda turizmde de fark yaratan yüzünü görmek, Interfresh Eurasia’nın ne denli çok yönlü bir değer olduğunu bir kez daha kanıtladı.